Loading...

SAĞLIĞINIZ HAKKINDA

Aort Anevrizmalarının Tedavisinde Açık Cerrahiye Alternatif Yöntem
Anasayfa / Makaleler / Makale Detay
  • Sık Karşılaşılan Kalp ve Damar Cerrahisi Terimleri Sözlüğü

A

Abdomen: Karın bölgesi.

Abdominal: Karınla ilgili.

Aberan: Normal anatomi dışında seyir gösteren. Genellikle kalbin iletim sistemi için kullanılır.

Ablasyon: Kalpteki anormal ileti yollarının termal yöntemlerle ortadan kaldırılması.

Açık kalp ameliyatı: Kalp ameliyatları sırasında cerrahın gereksinimi olan harekesiz ve kansız bir ortam sağlamak için kullanılan ameliyat tekniği. Bu yöntemde kalbin görevini, geçici bir süre, kalp-akciğer makinası (ekstrakorporeal dolaşım) adı veren bir cihaz üslenmektedir.

Adezif: Dokular arasında olmaması gereken yapışıklık.

Adventisya: Damarların en dış tabakası.

Akinezi: Kasılma gücünü kaybederek, hareketsiz hale gelmiş olan kalp kas dokusunu.

Akut restiratuvar distres sendromu: Çeşitli nedenlere bağlı olarak ani gelişen, akciğerler kaynaklı, ciddi solunum güçlüğüyle seyreden klinik tablo.

Alkaloz: Kandaki pH değerinin 7.45’in üzerine çıkması.

Allen testi: Kolun kan gereksinimi sağlayan 2 ana atardamardan Ulnar Arter kapatıldığında, diğer ana atardamar olan Radial Arter’in yeterli kan akışı sağlayıp sağlamadığının kontrolu için kullanılan test.

Allogreft: Aynı canlı türleri arasında (insandan insana) nakledilen doku veya organ. Homogreft olarak da adlandırılır.

Amputasyon: Bir vücut bölgesinin kesilip alınması. Özellikle kol ve bacaklar için kullanılan bir terimdir.

Anaflaksi: Ani gelişen ve ciddi sorunlara yol açabilen aşırı duyarlılık (alerjik reaksiyon).

Anastomoz: İki damarın bir birlerine ağızlaştırılması. Özellikle koroner bypass ve damar cerrahisinde kullanılanılan bir terimdir.

Anemi: Kansızlık, kandaki hemoglobin değerinin normalin altında olması.

Anevrizma: Damar veya  kalp boşluklarından birinin balonlaşması (çıkan aorta veya sol ventrikül anevrizması gibi).

Anjina (pektoris): İskemik  kalp (koroner arter) hastalıklarında görülen göğüs ağrısı.

Anoksi: Vücudun oksijensiz kalması.

Anterior: Ön taraf.

Antihipertansif: Kan basıncını düşürücü.

Antikoagülan: Kanın pıhtılaşmasını önleyici.

Anulus: Kalp kapaklarını çevreleyen, çember şeklindeki sert doku.

Anuluplasti: Kalp kapak yetmezliklerinde, yetmezliği ortadan kaldırmak amacıyla uygulanan cerrahi teknik.

Anüri: Hiç idrar çıkaramama durumu.

Aort(a): Kalbin sol karıncığından çıkan vücudumuzun en büyük atardamarı.

Aortik dilatasyon: Aorta damarının normalden daha geniş olması.

Aort diseksiyonu: Aort iç tabakasının(intima), orta tabakasından (media) ayrılması.

Aort(ik) valv: Sol karıncığın çıkımında, aortanın başlangıcında bulunan kalp kapağı.

Aortik valv darlığı (stenozu): Aork kapağı açıkldığında, sol kalpten atılan kanın önünde engel oluşturması.

Aortik valv yetmezliği: Aorta kapağı kapandığında, aorta içindeki kanın, anormal bir şekilde, sol karıncığa kaçması.

Apeks: Özellikle kalbin tepe noktası için kullanılan terim.

Apne: Solunumun duraklaması.

Apse: İçi irin (iltihap) dolu oluşum.

Aritmi: Atım düzensizliği

Arkus aorta: Aortanın, beyine ve kollara giden atardamarların çıktığı, yay şeklindeki bölgesi.

Arrest: Özellikle kalbin durması için kullanılan tanımlama.

Arter: Atardamar.

Arteriyovenöz: Atar ve toplardamarlarla ilgili.,

Asendan Aorta: Aortun hemen kalbin üzerinde yer alan kısmı.

Asemptomatik: Belirti vermeyen.

Asepsi: Mikroplardan arındırma.

Aspirasyon: Bir bir boşluktaki sıvının emerek alınması.

Ateroskleroz: Damar sertliği.

Atrium: Kalbin 4 boşuluğundan ikisine verilen ad. Sağ ve sol kulakcık olarak da adlandırılır.

Atrial fibrilasyon: Kalple ilgili bir ritm bozukluğu.

Atrezi: Normalde olaması gereken  kapak veya damar açıklığının bulunmaması.

Atrofi: Özellikle kulanılmamaya veya beslenmemeye bağlı olarak bir ornanın fonksiyonunu yitirmesi.

Avasküler: Damarsız.

B

Beating koroner bypass: Kalbi durdurmadan yapılan koroner bypass ameliyatı.

Bigemine: Genellikle ritm sorunu için kullanılan, iki normal atımı izleyen, bir anormal atım.

Biküspit: İki yaprakcığı olan kalp kapağı.

Bilateral: İki taraflı.

Bistüri: Cerrahide kullanılan kesici alet (neşter).

Biyoprotez: Organik materyalden üretilen yapay kalp kapağı ve damarlar.

Bradikardi: Kalp hızının yavaşlaması.

Bypass: Köprüleme. Özellikle koroner arter cerrahisinde, darlığın arkasına kan götürmek için kullanılan cerrahi yöntem.

C

Coumadin: Özellikle yapay kalp kapağı takılan hastalarda kullanılan, kanın pıhtılaşma süresini uzatan ilaç.

D

Debi: Sıvıların akım hacmi.

Debridman: Yara temizliği ve ölü dokuların kazınması.

Defekasyon: Dışkılama.

Defarmite: Normal anatomik yapıya göre bozulma hali.

Dejeneratif: Bozulmuş, olumsuz yönde değişikliğe uğramış.

Dekalsifikasyon: Özellikle kalp kapaklarındaki kireçlenmeyi temizlemek için kullanılan terim.

Dekübitus: Uzun süre yatamaya bağlı bası (yatak) yarası.

Demans: Bunama.

Denervasyon: Sinirsizleştirme.

Desendan: Vücutta yukarıdan aşağıya doğru inen organları tanımlamada kullanılan terim. (Örneğin; Desendan Aorta)

Diffüz: Yaygın.

Dilatasyon: Genişleme.

Diren: Vücut boşluklarında ve doku aralarında biriken sıvıyı dışarıya almaya yarıyan kateter veya boru.

Diseksiyon: Cerrahide dokuların kesip, ayrılması işlemi.

Disfonksiyon: İşlev bozukluğu.

Disknezi: Hareket bozukluğu. Kalp cerrahisinde kalp kası kasılma gücündeki ileri derecede zayıflığı için kullanılan bir terim.

Dispine: Solunum güçlüğü.

Disritmi: Kalpte ritm düzensizliği.

Distal: Mekezden uzak.

Distansiyon: Gerginlik.

Diüretik: İdrar çıkışını artırıcı ilaç.

Diürez: İşeme, idrara çıkarma.

Dizüri: Ağrılı işeme.

Diyabetes Melitus: Şeker hastalığı.

Donor: Doku ve organ vericisi.

E

Ebstein anomalisi: Sağ kalple ilgili doğumsal bir hastalık.

Ejeksiyon: Kalbin kasılmasıyla vücuda gönderilen kanı tanımlamak için kullanılan terim.

Ekokardiyogram: Ultrasonik ses dalgaları kullanılarak kalbin yapısı ve fonksiyonlarının incelenmesi.

Ekspiryum: Soluk verme.

Ekstraselüler: Hücre dışı.

Ekstravazasyon: Damar dışına sızma.

Ektazi: Genişleme.

Ekstrakorporeal dolaşım: Açık kalp ameliyatlarında kalp ve akciğerlerin görevini üslenen cihaz.

Eleve: Yükselmiş.

Elonge: Uzamış.

Emboli: Damarların katı (genellikle kan pıhtısı) ve daha ender olarak gaz bir madde ile tıkanması.

Endokardit: Damar veya kalbin iç tabakasında yerleşen enfeksiyon.

Endotel: Dolaşım sistemi organlarının (kalp ve damar) kan ile temas eden iç yüzeylerini döşeyen doku.

Enfekte: Mikroorganizma bulaşmış ortam, doku veya organ.

Enjeksiyon: İğne yapma.

Enjektabl: İğne ile verilen madde, ilaç.

Entübasyon: Solunumu kontrol etmek amacıyla nefes borusuna özel bir boru yerleştirilmei.

Epaşman: Sıvı toplanması.

Eritrosit: Alyuvar.

EVAR (Endo Vascular Stent Graft): Abdominal aort  anevrizmalarında, anevrizmanın genişlemesi ve patlamasını önlemek amacıyla, içeriden, üzeri özel bir kumaşla kaplı, stent yerleştirilmesi.

F

False: Yalancı.  Damar cerrahisinde gerçek olmayan anevrizmalar (false anevrizma) için kullanılır.

Fibrilasyon: Kalp kasını oluşturan fibrillerin (iplikçiklerin) bir birinden bağımsız ve düzensiz kasılması.

Fissür: Yarık, çatlak.

Frajil: Kırılgan

Fraktür: Kırık

G

Gangren: Doku veya organların canlılığını yitirmesi.

Glisemi:  Kan şekeri düzeyi.

Greft: Doku veya organların yerine kullanılan yapay materyal.

H

Hematokrit: Kırmızı kan hücrelerinin hacminin, toplam kan hacmine oranı. Yüzde(%) ile ifade edilir.

Hematotom: Doku aralarında veya vücut boşluklarında kan birikmesi.

Hematüri: İdrarada kan bulunması.

Hemipleji: Genellikle beyini ilgilendiren bir hastalığa bağlı olarak görülen, vücudun bir yarısında motor fonksiyonların kaybı, yarı inme.

Hemodilusyon: Kanın sıvı kısmının, şekilli elamanları alehine artması, yoğunluğunun azalması.

Hemodiyaliz: Böbrek fonksiyonlarının bozulması nedeniyle kanda biriken ve idrarla atılması gereken vücut için zararlı maddelerin, bir cihaz yardımıyla kandan temizlenmesi.

Hemoglobin: Kırmızı kan (alyuvarlar) hücrelerinde bulununan, oksijen taşınmasında görevli, demirden zengin protein.

Hemoliz: Alyuvarların hüzre zarının bütünlüğünü kaybederek parçalanması.

Hemopamp: Kallbin yetersiz kan pompalayamadığı durumlarda kullanılabilen ve kan debisinin artmasına yardımcı olan, mekanik destek cihazı.

Hemoptizi: Genellikle balgamla birlikte görülen, solunum yollarından gelen kanın ağızdan çıkması.

Hemoraji: Kanama.

Heparin: Kanın pıhtılaşma süresini uzatan ilaç.

Hepatomegali: Karaciğer büyümesi.

Hepatosplenomegali: Karaciğer ve dalağın birlikte büyümesi.

Hepatotoksik: Karaciğere zararlı olan madde.

Herni: Bir organ veya dokunun normal anatomik yerinden ayrılarak bir vücut boşluğuna veya cilt altına doğru çıkması, fıtık.

Hibrit: Cerrahide iki farklı yöntemin birlikte kullanılması.

Hiperglisemi: Kan şekerinin normal sınırların üzerinde olamsı.

Hiperlipidemi: Kandaki yağ seviyesinin normal sınırların üzerinde olması.

Hipertansiyon: Kan basıncının normal seviyenin üzerinde olması, yüksek tansiyon.

Hipertermi: Vücut ısısının normalin üzerinde olaması.

Hipoglisemi: Kan şekerinin normal sınırın altında olması.

Hipoksemi: Kanda oksijen azlığı.

Hipoplazi: Doku veya arganların az gelişmesi.

Hipotermi: Vücut ısısının normalin altında olması.

Hipovolemi: Kan hacminin azalması.

Homogreft: Aynı tür canlıdan üretilen doku veya organ. Kalp cerrahisinde özellikle kalp kapakları için kullanılan bir terimdir.

I-İ

İleus: Bağırsak tıkanıklığı.

İmmünosüpresyon: Bağışıklık sisteminin baskı altına alınması.

İnferiyor: Alt tarafta bulunan.

İnfüze etmek: Sıvı bir maddenin damar içine veya derialtına yavaş yavaş verilmesi.

İnjeksiyon: İğne yapma.

İnjüri: Yaralanma, doku hasarı.

İnotropik ajan: Kalbin kasılma gücünü artıran ilaç.

İnsizyon: Cerrahi uygulamalar sırasında yapılan kesi.

İnspiriyum: Nefes alma.

İntraabdominal: Karın içi.

İntra aortik pompa: Kalbe destek amacıyla kulanılan, kasık atardamarından kateter yardımıyla yerleştrilen dolaşım destek cihazı.

İntraarteriyel: Atardamar içi.

İntraartiküler: Eklem içi.

İntradermal: Deri içi.

İntrakranial: Kafa içi.

İntramusküler: Kas içi.

İntraoküler: Göz içi.

İntratekal: Beyin omurilik sıvısının bulunduğu, omuriliği çevrelen zarın (subaraknoit) altındaki alan.

İntratorasik: Göğüs kafesinin içi.

İntravenöz: Toplardamar içi.

İntraventriküler: Kalp boşluklarındak olan karıncıların içi.

İnterkostal arter: Kaburgalar arasında seyreden atardamarlar.

İnternal torasik arter: Koroner bypass cerrahisinde greft kullanılan, göğüs kemiğinin (sternum) sağından ve solundan, yukarıdan aşağıya doğru seyreden atardamar. İnternal mammarian arter olarak da adlandırılır.

İntübasyon: Solunumu kontrol etmek amacıyla hastanın nefes burusuna özel bir tüp yerleştirlmesi.

İskemi: Doku veya organların kansız kalması.

İzokori: Özellikle beyin sorunlarında önem kazanan, iki göz bebeğinin eşit büyüklükte olması durumu.

İzotonik: Vücuttaki sodyum ve klor iyonlarıyla eşdeğer olarak üretimiş olan serum.

K

Kanulasyon: Açık kalp cerrahisi yapabilmek için, hastanın ana atardamar ve ana toplardamarlarının, özel borularla, kalp-akciğer makinasına bağlanması.

Kardiyak: Kalple ilgili.

Kardiyak arrest: Kalp durması

Kardiyojenik şok: Kalple ilgili nedenlerle ortaya çıkan, dokuların yeterli kan almaması ve dolaşımın yeterli olmaması durumu.

Kardiyomegali: Kalp büyümesi.

Kardiyomyopati: Farklı bir çok nedene bağlı olarak kalp kasının kasılma gücünün azalması.

Kardiyomyoplasti: Kalp kasının kasılma gücünün ileri derecede bozulduğu durumlarda, göğüs kaslarının, kalbin kasılmasına yardımcı olması amacıyla, kalbin etrafına sarılması esasına dayanan cerrahi teknik.

Kardiyopleji: Açık kalp ameliyatlarında kalbin durmasını sağlamak için koroner arterlere verilen Potasyum elementinden zengin sıvı.

Kardiyopulmoner resusitasyon: Durmuş olan kalp ve solunum fonksiyonlarının geri döndürülmesi, yeniden canlandırma.

Kardiyotoksik: Kalbe zararlı etkisi olan.

Kardiyotonik: Kalbi güçlendirici etkisi olan.

Karotid arter: Beyini kan taşıyan atardamarlar.

Kateter: Tıpta tanı veya tedavi amacıyla damar içine; ilaç ve serum vermek ya da bir boşluktaki sıvıya erişmek için kullanılan ince borucuklara verilen genel tanımlama.

Kleft: Yarık.

Koagülasyon: Genellikle kan için kullanılan, kanın akışkanlığını kaybederek katı hal alması, pıhtılaşma.

Kolleteral dolaşım: Genellikle beslenmesi azalmış dokulara kan taşınmasının sağlaması için gelişen yan atardamarlar.

Komorbidite: Eşlik eden hastalık.

Konjenital: Doğumsal.

Kontrendikasyon: Kullanımı ve uygulanması sakıncalı olan.

Konvülsiyon: Havale, nöbet.

Koopere: İletişim kurulabilen.

Koroner arter: Kalp kasını besleyen atardamarlar.

Koroner bypass: Koroner arterlerdeki darlık veya tıkanıklığın neden olduğu kan akımındaki azalmayı ortadan kaldırmak için, büyük bir atardamardan, bir greftle, darlığın arkasına tan taşınması tekniği.

Koroner oklüzyon: Koroner arterin tam tıkanması.

Koroner stenoz: Koroner arterin daralması.

L

Laparotomi: Cerrahi olarak karın boşluğunun açılması.

Lezyon: Yara, doku bozukluğu.

LDL kollesterol: Kötü huylu kolesterol olarak da adlandırılan, kan yağlarının bir fraksiyonu.

LAD (left anterior descending artery): Kalp kasını besliyen 3 ana koroner arterden biri.

LİMA (Left Internal Mammary Artery): Koroner bypass cerrahisinde greft kullanılan, göğüs kemiğinin (sternum) sağından ve solundan, yukarıdan aşağıya doğru seyreden atardamar. İnternal torasik arter olarak da adlandırılır.

Lipid: Kan yağlarına verilen genel tanımlama.

Left Ventricular Aneurysm (LVA): Genellikle kalp krizine bağlı olarak, kansız kalan sol karıncığın bir bölgesindeki kalp kasının canlılığını kaybederek balonlaşması.

Left Ventricular Assist Devices: Kalbin kasılma gücünü ileri derecede kaybettiği durumlarda, dolaşıma destek amacıyla kullanılan, yardımcı cihazlara verilen genel ad.

Lökopeni: Akyuvarların normal sınırın altında olması.

Lökosit: Akyuvar.

Lökositoz: Akyuvarların normal sınırın üzerinde olması.

M

Magnetic Resonance Imaging (MRI): Manyetik alanda bazı elementlerin aktivasyonundan yaralanarak çalışan, genellikle yumşak dokuların ayrıntılı görüntülemesinde kullanılan cihaz.

Malferfüzyon: Doku ve organların yetersiz veya kusurlu kanlanması.

Marfan Sendromu: Anormal bağ dokusu ile karakterize, ailesel geçişli bir sendromdur. Hastalar, ince uzun vücut yapısına, uzun el ve ayak parmaklarına sahiptir. Kalp kapak yetmezliklerine ve atardamarlarda anevrizmalara neden olabilir.

Malforme: Şekli bozulmuş olan.

Malign: Kötü huylu. Özellikle yayılma potansiyeli olan tümörler için kullanılır.

Malnütrisyon: Beslenme bozukluğu.

Masif: Büyük, çok.

Mekanik protez: Metal alaşımlarından yapılan yapay kalp kapağı.

Melena: Mide-bağırsak sisteminden kanamaya bağlı olarak, içinde kan bulunan, siyah renkte dışkı.

Metastaz: Tümör hücrelerinin bulunduğu dokudan başak bölgelere sıçraması.

Minimal invazif cerrahi: Cerrahi uygulamanın, klasik yöntemlere göre, küçük kesilerle yapılması.

Mitral Valv: Kalbin sol kulakcığı ile sol karıncığı arasında bulunan, kanın tek yönlü geçişini sağlayan kapak.

Mitral Valv Replasmanı: Mitral kapağın yapay bir kapakla değiştirilmesi.

Mitral Anuloplasti: Tam olarak kapanmayarak kanın sol kulakcığa kaçmasına neden olan ve mitral yetmezlik olarak adlandırılan patolojinin ortadan kaldırılması için uygulanan cerrahi teknik.

Mitral Valvotomi: Daralarak kanın geçişine engel olan ve mitral darlığı olarak adlandırılan patolojinin ortadan kaldırılması için uygulanan cerrahi teknik.

Mural trombüs: Doku içine ve özellikle atardamarların duvarlarına yerleşmiş kan pıhtısı.

Myokard İnfarktüsü: Koroner arterdeki kan akımının engellenmesi sonucu, damarın beslediği bölgede oluşan doku hasarı.

N

Nabız (nabazan): Kalbin her kasılmasında oluşan basıncın atardamarlar üzerinde vuru şeklinde hissedilmesi.

Noninvasif: Cerrahi veya girişimsel uygulamalardaki travmaları içermeyen.

Nozokomiyal: Hastane ve verilen sağlık hizmeti kaynaklı olan.

Nörolojik: Sinir sistemi ile ilgili.

O

Obezite: Aşırı şişmanlık.

Oblitere: Tıkanmış.

Oksijenatör: Açık kalp ameliyatlarında kullanılan ve kalp-akciğer makinasındaki kanın oksijelendirmesini sağlayan aygıt.

Oligüri: İdrar azalması.

Oryante: İlişki kurulabilir, uyumlu.

Oskültasyon: Özellikle kalp, akciğer ve bağırsakların çalışması esnasında oluşan seslerin steteskop yardımıyla dinlenmesi.

P

PA (posteroanterior): Görüntüleme tetnikleri ve özellikle radyolojide kullanılan, çekin yönünü belirten, arka-ön anlamına gelen tanımlama.

Palpasyon: El ile muayene etme.

Palpitasyon: Çarpıntı.

Palyatif: Kökten bir çözüm getirmeyen, belirtileri azaltmaya yönelik olan tedavi yöntemi.

Papiller adale: Kalpteki mitral ve triküspit kapakların yapısında bulunan, kapak yaprakcıklarını kalbe bağlayan kas dokusu.

Penetran: Delici.

Perforasyon: Delinme.

Perkütan Translüminer Koroner Anjiyoplasti (PTCA): Koroner arter darlıklarını gidermek için, kateter yardımıyla uygulanan bir tedavi yöntemi.

Perfüzyon: Doku ve organların beslenmesi.

pH: Bir sıvının asidik ve bazlığını gösteren ölçü.

Plevra: Akciğerlerin yüzeyini saran zar tabakası.

Pnömoni: Akciğer infeksiyonu. Zatürre.

Poliüri: Normalin üzerinde idrar yapma.

Popliteal: Dizin arka kısmında kalan bölge.

Posterior: Arka

Posoperatif: Ameliyat sonrası dönem.

Pozisyon: Konum. İşlemler, ameliyatlar veya tetkikler esnasında hastaya verilen uygun duruş şekli.

Prekordiyal: Kalbin ön kısmına raslayan göğüs bölgesi.

Proflaksi: Koruyucu uygulama ve tedaviler.

Prognoz: Hastalığın seyri ve geleceği hakkında öngörüm.

Protez: Çalışmayan veya yokluğu söz konusu olan bir organın yerini tutan yapay cihaz.

Pulmoner arter: Sağ karıncıktaki, oksijeni azalmış olan kanı akciğerlere taşıyan atardamar.

Pulmoner ödem: Kanın serum kısmının sızarak akciğerlerde toplanması.

Pulmoner stenoz: Sağ kalpteki kanı akciğerlere taşıyan atardamarın başlangıcında bulunan pulmoner kapağın daralarak, kanın geçişi önünde engel oluşturması.

R

Radial Arter: Kolun dirsekten sonraki bölümünde bulunan iki ana atardamardan biri.

Reanimasyon: Son dönem hastaların yeniden yaşama döndürülmesi.

Refrakter periyot: Kalbin elektriksel aktivitesinde duyarsız veya yeni uyarlara kapalı olan safhası.

Rehabilitasyon: Hastalıkların normal yaşamına dönmesi için uygulanan tedavi, bakım ve eğitim.

Rekonstrüksiyon: Yeniden yapılandırma.

Renal: Böbrekle ilgili.

Renal diyaliz: Böbrek fonksiyonları yeterli olmayan hastalarda bu fonksiyonun yapay bir cihazla sağlanması.

Reoperasyon: Hastayı, aynı hastalık nedeniyle tekrar ameliyata etme.

Respirasyon: Solunum.

Respiratuvar arrest: Solunum durması.

Resusitasyon: Kalbi ve/veya solunumu durmuş bir canlıya dolaşım ve solunum fonksiyonlarının yeniden kazandırılması için yapılan işlem. Canlandırma.

Restenoz: Özellikle koroner arter darlıkları için kullanılan ve sağlanan açıklığın yeniden daralması anlamına gelen tanımlama.

Retroperitoneal: Karın zarının (periton) arkasında kalan bölge.

Reusable: Yeniden kullanılabilen sarf malzemesi.

Reversibl: Geri dönüşü olan.

Rezeksiyon: Bir doku veya organı kesip çıkarma.

Romatizmal kalp hastalığı: Streptekok adlı bakteriler tarafından oluşturulan akut eklem romatizmasının kalpte yaptığı, genellikle kalp kapaklarında hasara neden olan hastalık.

Ruptür: Yırtılma, delinme.

S

Safen Ven greft: Koroner bypass cerrahisinde kullanılan bacaktaki yüzeyel toplar damar.

Sedasyon: Hastanın tüm resleksleri korunarak ilaçla sağlanan kontrollü uyku hali.

Sekresyon: Salgı.

Semptom: Hastalık belirtisi.

Senil: Yaşlılıkla ilgili.

Sensibıl: Duyarlı.

Septik: Mikroorganizmalarla temas etmiş, mikroorganizma bulaşmış.

Sinüs Node: Kalbin elektriksel aktitesi için ilk uyarının çıktığı bölge.

Sipinal Kort: Omurilik.

Sirkülasyon: Dolaşım. Genellikle kan dolaşımı anlamında kullanılır.

Siyanoz: Morarma. Genellikle kandaki oksijen seviyesinde azalmaya bağlı olarak görülür.

Skar: Yaraların iyileşmesinden sonra kalan iz.

Solid: Katı maddelerden oluşan kitle, ur.

Somnolans: Uyuklama hali.

Staz: Hareket halindeki sıvının akışının yavaşlaması veya göllenmesi.

Stenoz: Darlık.

Steril: Mikroorganizmalardan arındırılmış, mikropsuz.

Sternum: Göğüsün önünde ve tam ortasında bulunan, yukarıdan aşağıya uzaman kemik.

Sternetomi: Kalp ameliyatlarında sternumun (göğüs kemiği) özel bir aletle kesilmesi.

Strok: Felç, inme.

Stump: Ampüte edilen organların vücutta kalan kısmı, güdük.

Subakut: Akutla kronik arasında kalan dönem.

Subfebril: 37,7 C dereceyi geçmeyen, hafif ateş.

Sublingual: Dilaltı.

Süperiyor: Üst.

Süperfisyal: Yüzeyel.

Süperpoze: Üst üste gelmiş, üstüne eklenmiş.

Ş

Şant: Vüvuttaki iki boşluk veya damar arasında sıvı geçişine olanak sağlayan delik veya yapay kanal.

Şok: Farklı nedenlere bağlı olarak, damar kapasitesi ile dolaşımdaki kan hacmi arasındaki fizyolojik oranın kan miktarı alehine bozulması. Bunun için; ya damar kapasitesinin anormal artması, ya da dolaşımdaki kan hacminin azalması gerekir. İki durumda da şok tablosu oluşabilir.

T

Tansiyon arteriyel: Kan basıncı.

Tamponat: Kalbi çevreleyen zar (perikart) ile kalbin arasında anormal miktarda sıvı toplanarak kalbin çalışmasına engel olması.

TEVAR (Thoracic Endo Vascular Aneurysma Repair): Torasik aort  anevrizmalarında, anevrizmanın genişlemesi ve patlamasını önlemek amacıyla, içeriden, üzeri özel bir kumaşla kaplı, stent yerleştirilmesi.

Torasik Aort: Aortanın göğüs kafesi içnde kalan bölümü.

Torasik Aort anevrizması: Torasik aortanın normal boyutlarına göre 1.5 kat daha genişlemesi.

Torakoabdominal Aort anevrizması: Hem toraks, hem de abdominal aortayı ilgilendiren anevrizmatik genişleme.

Torakotomi: Cerrahi kesi ile göğüs kafesinin açılarak akciğerlerin bulunduğu toraksa girilmesi.

Torakoplasti: Göğüs kafesinin onarımı.

Toraks: Göğüs kafesi bölgesi.

Trakea: Ana nefes borusu.

Transfüzyon: Damar yoluyla kan verilmesi.

Transplantasyon: Organ nakli.

TEE (transözofajiyal ekokardiyografi): Kalbin incelenmesin için ultrasonik ses dalgaları ile yapılan ve ekokardiyografi işleminde kullanılan probun (görüntü algılayıcı), daha iyi sonuç almak amacıyla, yemek borusuna yerleştirilmesi yoluyla yapılan tetkik.

Transtorasik Ekokardiyografi: Göğüs kafesi üzerinden yapılan ekokardiyografik inceleme.

Triküspit Valv: Kalbin sağ kulakcığı ile sağ karıncığı arasında bulunan, kanın tek yönlü geçişini sağlayan kapak.

Tromboemboli: Damarlardaki kan akımının kan pıhtısı ile tıkanması.

Trombüs: Kan pıtısı.

U

Ulnar Arter: Kolun dirsekten sonraki bölümünde bulunan iki ana atardamardan biri.

Ultrasonografi: Ultrasonik ses dalgaları kullanılarak yapılan görüntüleme.

Unilateral: Tek taraflı.

Unstabl anjina pektoris: Kararsız anjina pektoris olarak da adlandırılır. Akut koroner sendrom kapsamında değerlendirmek gerekir. Giderek iskeminin ciddileştiği anlamı taşır.

Ü

Ülser: Yara.

Ünifokal: Tek odaklı. Kalbin elektriksel aktivitesinde, tek bir alandan çıkan sıra dışı uyarıyı tanımlamakta kullanılır.

V

Valv: Kalp kapaklarına verilen ad.

Varis: Toplar damarların genişlemesi. Özellikle bacaklardaki yüzeyel toplar damarlarda görülür.

Vasküler: Damarla ilgili.

Vazodilatasyon: Damar genişlemesi.

Vazokonstriksiyon: Damar büzülmesi.

Vazopressör: Damar büzücü ilaç.

Vazospazm: Musküler aktiviteye bağlı olarak damarın kasılıp daralması.

Vejetasyon: Kalbin ve damarların iç yüzeyini kaplayan endotel adı verilen tabakanın iltihabında görülen, infeksiyonun yerleştiği bölgelerde oluşan, üzeri pütürlü, karnabahara benzer görünümde, kolay kopup parçalanabilen patolojik oluşum.

Ven: Toplardamar.

Ventilasyon: Solunum işi, havalandırma.

Ventilatör: Yapay olarak solunum işini sağlayan makina.

Ventrikül: Karıncık. Kalpte sağ ventrikül ve sol ventrikül olmak iki adet karıncık vardır.

Vertikal: Düşey.

Vital bulgular: Temel yaşam bulguları (kan basıncı, nabız, solunum sayısı, vücut ısısı gibi)

W

Warfarin: Özellikle kalp kapağı değişimi ameliyatlarından sonra, kanın pıhtılaşma süresini uzatmak amacıyla kullanılan, Coumadin isimli ilacın etkin maddesi.

Y

Y greft: Bacak atardamarlarının karın içinde daralması veya tıkanması nedeniyle yapılan cerrahide kullanılan, bir gövdesi, iki bacağı olan yapay grefte verilen ad.

(0 Yorum)

Yorum Bırakabilirsiniz