Loading...

SAĞLIĞINIZ HAKKINDA

Aort Anevrizmalarının Tedavisinde Açık Cerrahiye Alternatif Yöntem
Anasayfa / Makaleler / Makale Detay
  • İskemik (koroner) Kalp Hastalığı

Koroner arter hastalığı :
Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri de kalp hastalıklarıdır. Bu kavram içinde bir çok farklı hastalık bulunsa da, tüm  Dünya’da ilk sırayı alan ölüm nedeni hiç şüpesiz ki kalp krizine neden olan koroner arter hastalığıdır. Bir dakikada  ortalama 3 kişinin kalp krizi geçirdiği Dünya’mızda tüm teknolojik gelişmelere rağmen ne yazık ki bu krizler ölümle sonlanabilmektedir.

Koroner arter hastalığının temel nedeni olan damar sertliğinden birincil derecede sorumlu madde kolesteroldur. Bir çok risk faktörünün de yardımıyla kolesterol kalp kasını besleyen atar damarların bir başka deyişle koroner arterlerin iç yüzüne çökmekte ve burada damar lümenini daraltan plaklar oluşmaktadır.

Zaman için de bu plaklar koroner arter içinden geçen kanın akışı önünde engel oluşturmaya başlamaktadır. Bu darlık belli bir seviyenin üzerine çıktığında ya plakta bir yırtılma veya daralan bölgede kanın pıhtılaşması ya da bu iki mekanizmanın birbirini izlemesiyle damar tam olarak tıkanmaktadır. Bu tıkanma sonucu o damarın beslediği kalp kası yaşaması için gerekli olan kanı alamamakta ve geçici olarak fonksiyon bozukluğundan tam olarak doku ölümüne kadar giden bir tablo ortaya çıkmaktadır. Bunun adı kalp krizidir. Kalp krizinin ağırlığı ve hastaya verdiği zarar, tıkanan damarın beslediği dokunun genişliği ile doğru orantılıdır. Kalp kasındaki hasarın ağırlığı ise tıkanan bölgenin başka damarlarla kanlanması ve tıbbi müdahalenin başlama zamanına göre değişiklik göstermektedir. Akut dönemde tıkanan damar ne kadar erken açlırsa, kalp kasındaki hasar o kadar az olmaktadır. Bu konuda ilk 90 dakika altın değerindedir.

Koroner arter hastalıklarında tedavi seçenekleri :
Koroner arter hastalıklarının tedavisinde üç temel seçenek söz konusudur. Öncelikle şunu  belirtmek isterim; bu tedavi seçenekleri her hastaya özgü ve o hastanın şartlarına göre uygulama farklılıkları gösterebilmektedir.

İlaçlar koroner arter hastalıklarında önemlidir. Eğer koroner arter darlığı kan akışının önünde önemli bir engel oluşturmuyorsa hastanın ilaçla tedavisi tercih edilmelidir. İlaç tedavisinde beş temel hedef vardır. Bunlar kanın kolay pıhtılaşmasının engellenmesi, koroner damarlarda genişlemeye yardımcı olunması, yüksek kan basıncı ile mücadele, kalbin işinin azaltılması ve kandaki yağ seviyesinin düşürülmesidir. 

Eğer koroner damarlardaki darlık belli bir oranın üzerine çıkar ve kalp kasının beslenmesinde olumsuzluk yaratmaya başlarsa, bu darlığın ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bunun için de günümüzde iki yöntem öne çıkmış durumdadır. Bunlar stent uygulamaları ve koroner bypass ameliyatlarıdır.

Hangi hastaya stent uygulanacağı, hangi hastaya koroner bypass ameliyatı yapılacağı uluslar arası bilimsel uygulama klavuzlarında belirtilmişse de her hasta için ; hastalığın o hastaya özel olarak yorunlanması, eşlik eden hastalıklar, hastanın fiziksel kapasitesi, yaşı gibi bir çok unsur göz önüne alınarak karar verilmesi en sağlıklı yöntemidir. Bu konuda kardiyolog ve kalp cerrahlarının birlikte hastanın durumunu değerlendirip en uygun kararı vermesi en doğru uygulama olacaktır.

 Koroner bypass ameliyatı nedir ?
Dünya’da en fazla yapılan ameliyatlarından biri olan koroner bypass günümüzde bazı farklı tekniklerle uygulansa da temel hedef aynıdır. Burada amaç daralmış veya tıkalı olan koroner arterin ilerisine, hastanın vücudunun başka bölgelerinden alınan ve greft olarak adlandırılan damarlarla, kan götürmektir.

Koroner bypass ameliyatının iki amacı vardır. Hastada varsa göğüs ağrısını ortadan kaldırarak yaşam kalitesini yükseltmek ve olası bir kalp krizini engellemektir.

Koroner arter hastalığının yaygınlığına, daralan damarın yerine ve hastanın durumuna göre koroner bypass ameliyat tekniklerinde farklılıklar olabilmektedir.

Bu gün için en yaygın kullanılan yöntem açık kalp ameliyatı şartlarında yapılan koroner bypass ameliyatlarıdır. Bu ameliyatlarda kalbin ve akciğerlerin yerini kalp-akciğer makinası denilen bir cihaz almakta ve ameliyatın bir bölümünde kalp özel bir yöntemle durdurulmaktadır. Böylece cerraha koroner bypass yapabilmesi için kansız ve hareketsiz bir ortam sağlanmaktadır.

Son yıllarda giderek artan bir başka yöntem ise çalışan kalpte koroner bypass ameliyatlarıdır. Bu ameliyatta, hedef koroner arterlere ulaşabilmek için, çalışan kalbe, doğal konumundan farklı bir pozisyon vermek gerekmektedir. Bu manevranın hastanın kan dolaşımını, dolayısıyla beynin ve hayati organların kanlanmasını bozmayacak şekilde olması önemlidir.  Yöntemin esası kalbin durdurulmaması ve dolayısıyla kalp-akciğer makinasının olumsuz etkilerinden kaçınmaktır.

Koroner bypass ameliyatlarında son 10 yılda yaşamımıza giren bir başka yöntem de Robotik Cerrahidir. Bu yöntemde hastanın vücuduna küçük kesilerden görüntüleme ve cerrahi ekipmanı yerleştirilmekte, cerrah ise uzaktan kumanda ile ameliyatı gerçekleştirmektedir.

Koroner bypass ameliyatlarında seçilen yöntem ne olursa olsun temel amaç belli bir oranın üzerinde daralan veya tıkanan damarların tümüne bypass yapılmasıdır.

Bu nedenle cerrahi teknik her hasta için onun özeliklerine göre değerlendirilmelidir.

Koroner bypass ameliyatında kullanılan greftler  :
Temel kavram olarak koroner bypass ameliyatı denildiğinde bir başka damar ile , daralmış olan koroner damarın darlık sonrasıdaki bölgesine kan akışının sağlanması anlaşılmaktadır.

Bunun için kullanılan damarlara greft adı verilmektedir. Koroner arter çapları yaklaşık 1,5 – 2 mm çapta olmaları nedeniyle yapay greftlerin kullanımı, bu incelikte bir damar için uygun değildir. Çünkü kolaylıkla tıkanmaktadırlar. Bu nedenle koroner bypass ameliyatında kullanılan greftler hastanın kendi vücudundan temin edilir. En sık kullanılan grefler meme atardamarları, bacaklardaki yüzeyel toplardamarlar ve kol atardamarıdır. Bu damarların çıkarılması hasta için bir sorun yaratmaz. Çünkü bu damarların bulunduğu bölgelerde aynı  görevi gören başka damarlar da mevcuttur.

Koroner bypass için kullanılan greftlerden en kıymetlisi meme atardamarıdır. Göğüs kemiğinin her iki yanından, akciğerlere bakan yüzünden yukarıdan aşağı seyreder. Anatomik pozisyon uygunluğu nedeniyle sol meme atardamarı bypass için en uygun grefttir. Bunun yanısıra uzun süre açık kalma oranı çok yüksektir. Geniş hasta gruplarını kapsayan bilimsel yayınlarda bu greftin 10 yıl açık kalma oranı %97 dolayında bildirilmiştir.  Bu yüksek açıklık oranı sol meme atardamarını mutlaka kullanılması gereken bir greft konumuna getirmiştir. Bunun dışında eğer uygunsa kol atardamarlarından biri de greft olarak kullanılabilir.

Daha az açık kalma oranına sahip olan bir başka koroner bypass grefti ise bacaktan alınan toplardamarlardır. Kullanım kolaylığı ve çoklu bypasslarda, uygun cerrahi teknikle kullanıldığında 10 yıllık açık kalma oranı %50 – 60 arasındadır.

 

(0 Yorum)

Yorum Bırakabilirsiniz